|
Resimlerin Tam Ekran Olmasını istiyorsanız Resmin Üzerine Tıklayin Baktiktan
Sonra Geri Butonunu Kullanınız.
 
 
 
Son dönemde en iyi çıkış yapan genç şarkıcılardan biri olan Avril Lavigne,
kaliteli şarkıları, güzel sesi, boynundan eksik etmediği kravatı, kısa paçalı
pantolonları ve çizgili çoraplarıyla kendine özel bir tarzı olan, "Britney
Spears gibi olabilirdim ama ben, dış görünüşümü değil müziğimi satmak istiyorum"
diyerek genç yaşta ünlü olmanın şımarıklığından da sıyrılmayı başarmış gibi
görünen şirin bir Kanadalı..
Avril, Kanada'nın beşbin nüfuslu Napanee kasabasında, bir ev hanımının ve
telefon firmasında çalışan bir babanın ortanca kızı olarak dünyaya geldi.
Annesinin "her zaman ilgi odağı olmak isteyen bir çocuktu" diyerek özetlediği
okul öncesi döneminde; yatağının üzerini sahne olarak hayal eden, çevresinde
binlerce izleyeni varmışcasına havaya girip şarkılar söyleyen, zıplayarak
konserler veren bu şirin genç kız, müzik dünyasına gerçek anlamda ilk adımını
kilisede söylediği şarkılarla attı... Ardından küçük fuar alanlarındaçocuk
parçaları seslendiren ve gerçek bir müzik tutkunu olan Avril, 'müziği meslek
olarak seçmesini' "yapmak zorunda olduğu iş" olarak açıklıyor.
Avril, şarkı yazmaya, ilk gitarını aldığı gün başlamış. "Dışarıdan eve her
geldiğimde gitarımı elime alır, o gün başımdan geçenlerle ilgili sözler yazarım.
İnsanların ne düşündüğü beni pek ilgilendirmiyor. Çünkü onlar benim
hissettiklerim, benim sözcüklerim" diyor küçük kız... Belki de onu farklı kılan
bu... Avril, kendisi gibi olmak ve 'istediği şeyi üretmek' dışında birşeyin
gerçekliğine inanmıyor. İlk fotoğraf çekimini anımsarken de bunu doğrulayan
şeyler söylüyor; "İlk çekimde beni çok çekici ve alımlı göstermek istediklerini
söylediler... Oysa ben doğal olmak, kendim gibi görünmek istiyorum." Henüz 17
yaşında müzik piyasasını yerinden oynatan, peşisıra klipler çekebilecek olanağa
sahip yapımcılarla çalışan Avril, bu olgun davranışlarıyla gerçekten övgüyü hak
ediyor.
Avril Lavigne, bir radyonun düzenlediği yarışmayı kazanarak Ontario'ya gitmeye
ve efsane isim Shania Twain ile yan yana şarkı söylemeye hak kazandı. Bu, onun
için oldukça önemli bir olaydı.. Belki de müzik piyasasına atılan adımların
temelini oluşturuyordu. Üst üste gelen başarılar, Avril'ın, Napanee'deki okuluna
bir süre daha devam etmesine engel olmadı. Asıl sıkıntısı, eğitimin
içeriğiydi... Okulun "insan zekasını ölçüp geliştirmeye yetmediği" kanısında
olan genç kız, eğitimini yarıda bıraktı ve müziğe ağırlık verdi.
Bir süre sonra çıktığı New York seyahatinde, sesi ve yeteneğiyle yapımcı Antonio
Reid'in dikkatini çekti ve genç kız, Arista Kayıt Şirketi'yle sözleşme imzaladı.
(Aslında bu yaklaşım, genç şarkıcının pek hoşuna gitmiyor; "Reid'in beni
keşfettiği doğru değil, ben kendimi keşfettim" diyor.)
Daha sonra Manhattan'a taşınarak albümünün hazırlığına başlayan Avril için ilk
çalışmalar oldukça sıkıntılıydı. Oldukça önemli, tecrübeli isimlerle bir arada
olan genç şarkıcı, başka söz yazarlarının kendisi için şarkı yazması fikrine
karşı geldi. "Ben kendi müziğimi, kendi sözlerimle yapmalıydım" diyordu..
Stresli görüşmelerin ve uykusuz birkaç gecenin ardından Los Angeles'ta beyaz bir
sayfa açtı. Burada, yapımcı ve söz yazarı Clif Magness ile bir araya geldi.
Avril'a göre Magness; tam kendisine uygun, şarkıcının özgürlüğüne ve özgünlüğüne
destek veren eşi bulunmaz biriydi. Böylesine güzel başlayan bir işbirliğinin
başarıyı getirmesi tesadüf olmayacaktı.
Keyifli ve özenli bir çalışmanın ürünü olan ve tüm şarkılarının sözlerini
Avril'ın yazdığı "Let Go" albümü, 4 Haziran 2002'de piyasaya sunuldu. Büyük ilgi
gören ve kısa sürede müzik listelerinde üst sıraları zorlayan albüm, video
klipleriyle de güncelliğini koruyor. Avril, çıkış parçası olan 'Complicated'
için, "Özel biri için yazmadım. Hayatla, ilişkilerle ve aldatılan insanlarla
ilgili bir şarkı" diyor.. Son dönemde en iyi çıkış yapan genç şarkıcılardan biri
olan Avril Lavigne, kaliteli şarkıları, güzel sesi, boynundan eksik etmediği
kravatı, kısa paçalı pantolonları ve çizgili çoraplarıyla kendine özel bir tarzı
olan, "Britney Spears gibi olabilirdim ama ben, dış görünüşümü değil müziğimi
satmak istiyorum" diyerek genç yaşta ünlü olmanın şımarıklığından da sıyrılmayı
başarmış gibi görünen şirin bir Kanadalı..
Avril, Kanada'nın beşbin nüfuslu Napanee kasabasında, bir ev hanımının ve
telefon firmasında çalışan bir babanın ortanca kızı olarak dünyaya geldi.
Annesinin "her zaman ilgi odağı olmak isteyen bir çocuktu" diyerek özetlediği
okul öncesi döneminde; yatağının üzerini sahne olarak hayal eden, çevresinde
binlerce izleyeni varmışcasına havaya girip şarkılar söyleyen, zıplayarak
konserler veren bu şirin genç kız, müzik dünyasına gerçek anlamda ilk adımını
kilisede söylediği şarkılarla attı... Ardından küçük fuar alanlarındaçocuk
parçaları seslendiren ve gerçek bir müzik tutkunu olan Avril, 'müziği meslek
olarak seçmesini' "yapmak zorunda olduğu iş" olarak açıklıyor.
Avril, şarkı yazmaya, ilk gitarını aldığı gün başlamış. "Dışarıdan eve her
geldiğimde gitarımı elime alır, o gün başımdan geçenlerle ilgili sözler yazarım.
İnsanların ne düşündüğü beni pek ilgilendirmiyor. Çünkü onlar benim
hissettiklerim, benim sözcüklerim" diyor küçük kız... Belki de onu farklı kılan
bu... Avril, kendisi gibi olmak ve 'istediği şeyi üretmek' dışında birşeyin
gerçekliğine inanmıyor. İlk fotoğraf çekimini anımsarken de bunu doğrulayan
şeyler söylüyor; "İlk çekimde beni çok çekici ve alımlı göstermek istediklerini
söylediler... Oysa ben doğal olmak, kendim gibi görünmek istiyorum." Henüz 17
yaşında müzik piyasasını yerinden oynatan, peşisıra klipler çekebilecek olanağa
sahip yapımcılarla çalışan Avril, bu olgun davranışlarıyla gerçekten övgüyü hak
ediyor.
Avril Lavigne, bir radyonun düzenlediği yarışmayı kazanarak Ontario'ya gitmeye
ve efsane isim Shania Twain ile yan yana şarkı söylemeye hak kazandı. Bu, onun
için oldukça önemli bir olaydı.. Belki de müzik piyasasına atılan adımların
temelini oluşturuyordu. Üst üste gelen başarılar, Avril'ın, Napanee'deki okuluna
bir süre daha devam etmesine engel olmadı. Asıl sıkıntısı, eğitimin
içeriğiydi... Okulun "insan zekasını ölçüp geliştirmeye yetmediği" kanısında
olan genç kız, eğitimini yarıda bıraktı ve müziğe ağırlık verdi.
Bir süre sonra çıktığı New York seyahatinde, sesi ve yeteneğiyle yapımcı Antonio
Reid'in dikkatini çekti ve genç kız, Arista Kayıt Şirketi'yle sözleşme imzaladı.
(Aslında bu yaklaşım, genç şarkıcının pek hoşuna gitmiyor; "Reid'in beni
keşfettiği doğru değil, ben kendimi keşfettim" diyor.)
Daha sonra Manhattan'a taşınarak albümünün hazırlığına başlayan Avril için ilk
çalışmalar oldukça sıkıntılıydı. Oldukça önemli, tecrübeli isimlerle bir arada
olan genç şarkıcı, başka söz yazarlarının kendisi için şarkı yazması fikrine
karşı geldi. "Ben kendi müziğimi, kendi sözlerimle yapmalıydım" diyordu..
Stresli görüşmelerin ve uykusuz birkaç gecenin ardından Los Angeles'ta beyaz bir
sayfa açtı. Burada, yapımcı ve söz yazarı Clif Magness ile bir araya geldi.
Avril'a göre Magness; tam kendisine uygun, şarkıcının özgürlüğüne ve özgünlüğüne
destek veren eşi bulunmaz biriydi. Böylesine güzel başlayan bir işbirliğinin
başarıyı getirmesi tesadüf olmayacaktı.
Keyifli ve özenli bir çalışmanın ürünü olan ve tüm şarkılarının sözlerini
Avril'ın yazdığı "Let Go" albümü, 4 Haziran 2002'de piyasaya sunuldu. Büyük ilgi
gören ve kısa sürede müzik listelerinde üst sıraları zorlayan albüm, video
klipleriyle de güncelliğini koruyor. Avril, çıkış parçası olan 'Complicated'
için, "Özel biri için yazmadım. Hayatla, ilişkilerle ve aldatılan insanlarla
ilgili bir şarkı" diyor..
|